Top
29/05/2023

Kabul edelim ki adam yine kazandı…

İkinci tur da bitti…

Ve…

“Adam (Erdoğan) kazandı…”.

Geçmişi tartışmak anlamsız…

“Keşke” diye başlayacak her söz abes…

Çünkü…

Yaşandı ve bitti…

Anı yaşarsak:

Kazanan taraf mutlu ve keyifli

Kaybeden taraf:

Üzgün…

O halde biz (Seçmenler) geleceğe bakalım…

Erdoğan kendisine berbat bir miras bıraktı…

Altından kalkabilir mi?..

Fani ömrü yetse bile çok zor…

Çünkü…

2003-2010 yılları arasındaki o:

“Güvenilir” Erdoğan yok

Keza…

O yılların ekonomisindeki gibi bol döviz de yok…

Merkez Bankası kasası bomboş…

İşin kötüsü:

SWAP (Takas) borçları dolayısıyla rezervler eksi 70 milyar dolar

Piyasa faizleriyle MB politika faizi arasında yaklaşık:

35-45 puan fark var…

Bu konuları önümüzdeki günlerde daha çok tartışacağız…

Seçim bitti…

Bunu iki takımın futbol maçı olarak alırsak…

Maçın heyecanıyla…

Futbolcular…

Yöneticiler…

Ve seyirciler:

Gerilimli anlar yaşadı…

Artık normale dönmeliyiz

Kazanan taraf da normale dönmeli…

Kaybeden taraf da…

Canlarım…

Bu arada bahaneyle biraz liberal felsefeden söz edeyim…

Liberal birey:

Varlığının farkındadır…

Varlığının değerini bilir…

Ancak…

Liberal birey varoluşunu bencillik düzeyine çıkarıp…

Egosunun tatmini için değerlendirmek istediğinde…

Başka bireyleri…

Toplumları…

Eleştiri sınırını da aşarak aşağılayabiliyor…

Bu tavır ise:

Bireyi gergin yapıyor…

Kontrolden çıkarıyor…

Öfkelendiriyor…

Varlığını kanıtlamaya…

Her yaptığının haklı…

Her söylediğinin doğru olduğuna inandırmaya yöneltiyor…

Martin Luther King’in “Sevginin Gücü” isimli eserinin önsözünü, eşi Coretta Scott King yazdı…

Ve önsözün bir yerinde şöyle dedi:

“Siz olmanız gerektiği gibi olmazsanız, ben de olmam gerektiği gibi olmam…

Ben olmam gerektiği gibi olmazsam, siz de olmanız gerektiği gibi olmazsınız…”.

Birey kendi varoluşunu ilahlaştırınca:

Diğer birey ya da bireyler de öyle yapıyor…

Ve…

Hayat bir, güç mücadelesine dönüşüyor…

İletişim kopuyor…

Uyumsuzluk ilişkileri öldürüyor…

Bireyleri birbirine:

Düşmanlaştırıyor…

Canlarım…

İki yıl sonra…

21. yüzyılın ilk çeyreği bitiyor…

Yani:

Şimdi artık değişim zamanı

Sadece kendi ülkemizde yaşayanlarla değil…

Tüm insanlarla:

İletişim kuralım…

Yardımlaşalım…

Uzlaşalım…

Ve…

Dünya nimetlerini “en az eşitsizlik” çerçevesinde paylaşalım…

Yakın vadede bireyleri…

Ve bireylerden oluşan toplumları maddi ihtiyaçlar tatmin etmeyecek

İnsanlık daha uyumlu

Barış ve haliyle huzur içinde…

Sevginin gücünü hissettiği…

Daha iyi bir yaşamı arzulayacak…

Halâ:

21. yüzyıl yaşam kurallarına uymayan insanlar var…

Bu insanların sayısı çoğunlukta olunca…

Çağı yakalayan…

Çağın kurallarına uyan azınlığın da geleceklerini çalıyorlar…

Bu seçim sonuçları sizleri endişelendirmesin…

Bize düşen görev:

Ülkenin çok kötü yönetilmiş olmasına rağmen…

Kazanan tarafa oy veren seçmenlere:

İyi örnek olmak…

Onların:

Gururlarını kırmadan…

İncitmeden…

İnsanî gelişmişlik yolunda ilerlemelerini sağlamak olmalı…

Onlar da bilmeliler ki…

Çağdaş oyunun kurallarına uyarlarsa ödüllendirilecek…

Uymazlarsa:

Kısa zamanda belki kendileri değil ama…

Orta vadede çocukları…

Uzun vadede torunları çok zarar görecek…

Daha doğrusu…

Cezalandırılacaklar…

Enseyi karartmayın canlarım…

Sakin olun…

Çocuklarınızın ve torunlarınızın geleceği için:

Sabredin…

Demokratik, laik, sosyal hukuk devletini koruyabilmek için:

Sabredin…

Son sözüm:

Ne olursa olsun hep iyi düşün…

Şartlar sizi zorlasa da…

Kendiniz olma çabanızdan vazgeçmeyin…

Asla…

Ve kimseye:

Kin beslemeyin…

Düşman olmayın…

Nefret etmeyin…

Yazıyı Paylaş

Google +

Whatsapp